flickr

08.09.11


Ölüm, insan olmanın bir paçası, bir gerekliliği. Neden bu evrene geldiysek, neyi ispatlamaya çalışıyor, hangi doyumsuz egoyu tatmin etmeye yönelik bir uğraş içindeysek, bu da yaşamımızın kaçınılmaz bir parçası. Ama yine de, bu olgu içerisinde bana mantıklı gelmeyen, tutarsızlıklarla yüklü öyle noksanlıklar var ki... Ölüm, ölmek, hayata gözlerini kapamak, sonsuzluğa uğurlanmak... Artık adını siz koyun. Ne derseniz deyin. Bir anlamda sonsuzluğun başlangıcı gibi geliyor insana. Benim gibi daha nicelerinin, şu ahmakça hayatlarının yegane gerçekliği ile, benliklerinin en derinlerinden kopup gelen en karanlık arzularıyla hayal ettikleri sonsuzluk özlemini duyumsayın kalbinizin derinliklerinde... Hayatın, insanlığın gerçek özgürlüğü bu olmalı! Eğer ki ölüm bizi bu sonsuzluğa uğurlayacak yol ise neden üzülmeli, kabullenmekten uzaklaşarak, kaçınılmaz olanı neden inkar etmeyi seçmeliyiz ki? Hayatın kesinlikleri ne kadar nüfuz edilemez ise bir gün bu acınası hayata gözlerimi kapayarak ölümü tadacağım da bir o kadar kesin. Öyleyse insan ırkı olarak; sonu baştan belirli bir oyuna kendini kaptırmış nice çocuklar gibiyiz. Kim bilir belki de tanrı kavramı da yalnızca bundan ibarettir. Oyun parkının kontrolünü kaybetmiş acınası küçük cılızca bir çocuk…

Share this:

YAZAR HAKKINDA

Ceyron Louis

2010-14 yılları arasında Mersin Üniversitesi Gazetecilik Bölümü'nde okudu. Bölümününden birincilik, fakültesinden ise ikincilik derecesi ile mezun oldu. Akademik çalışmalar, yazarlık, fotoğrafçılık ve grafikerliğe dair ürettiği ürünler ile eleştirel akla katkılarını sunmaya devam etmektedir.

    Blogger Comment
    Facebook Comment

0 yorum :

Yorum Gönder