flickr

19.09.11


Gereksiz yaşamımda sıkça çarpıcı, saçma sorularla karşılaşırım. Bir zamanlar, üniversite hocalarımızdan birisi dersimize bu tanımlamaya oldukça uygun bir örnekle çıkageldi. Bizlere bir konu üzerinde düşüncelerimizi, yalnızca öznel, en saf isteklerimizi barındıran bir yazı yazmamızı söyledi. Konu ne miydi? Ah işte, işin saçmalığı da burada yatmakta. “Eğer her şeyi yapabileceğiniz sihirli bir değneğiniz olsaydı, hayatınız da neyi veya neleri değiştirirdiniz?” Tanrım! Neyi mi değiştirdim? Sizce de bu soru; hayatınızda neleri değiştirmez, sabit bırakırdınız şeklinde olsaydı daha az sıkıntı verici olmaz mıydı? Hem eminim ki fazla kağıt israfına kaçmadan, birkaç satır ile yazıyı tamamlamak da mümkün olabilecekti. Her neyse. Neyi mi değiştirirdim? Değiştirmek isteyeceğim o kadar çok saçmalık var ki şu hayatımda. İlk olarak insanlığı, insan yanlarımızı baştan yaratmak isterdim. Acılar, hüzünler, yıkımlar olmadan. Kısacası insanı insan yaptığı iddia edilen zayıflıklarından arındırmayı isterdim, dilerdim. Mükemmeliyetçilik dersiniz belki. Belki de öyle. Ama yine de mükemmel olan, bilinmezlikle beraber gelecek, var olacaktır derler. Her şeyi kontrolüm altına alarak, değişmez bir bütün yaratmaktan bahsetmezdim. Yapacağım, yapmayı dileyebileceğim yegane şey insanlığın bağlılıklarını yok etmek olurdu. Zaaflar, çıkarlar, arzular... Yakıcı, yıkıcı günahlar. Ah günahlar, günahlarımız. Bizi biz yapan, insanın insan olmasını sağlayan gerçek olgu. Doğru ile yanlış, sevapla günah, aşkla nefret, ateşle buz… Zıtlıklardan doğan mükemmellikler. Aynı zamanda kırılgan bir varlığa hayat veren, insanları, insanlığı var eden günahlar. Evet, bütün bunları yapardım. Yapardım da kime, kime bahşederdim? Elbette ki, kaçınılmaz olan, doğru ile yanlışı artık ayırt edemez olmuş benim gibi nicelerine. Yapardım, iddia ediyorum ki yapardım. Birkaç süslü kelam edip, allayıp pullayarak bir kitap yazmaz, insanların bana tapınmasına izin vermezdim, veremezdim. Yapardım ki, yaptıklarım özgürlüğü bahşetsin. Eşitlik asla var olamaz derler. Neden derim, neden olmaz? Halinden memnun olana astına bakmak, acımak yakışmaz da o yüzden. Ah ama bütün bunlar boş laf, safsata. Değil sihirli değnek, bir cevap dahi bulamıyorum şu günlerde. Kaldı ki insanlığı yeniden yaratmak...

Share this:

YAZAR HAKKINDA

Ceyron Louis

2010-14 yılları arasında Mersin Üniversitesi Gazetecilik Bölümü'nde okudu. Bölümününden birincilik, fakültesinden ise ikincilik derecesi ile mezun oldu. Akademik çalışmalar, yazarlık, fotoğrafçılık ve grafikerliğe dair ürettiği ürünler ile eleştirel akla katkılarını sunmaya devam etmektedir.

    Blogger Comment
    Facebook Comment

0 yorum :

Yorum Gönder