flickr

21.09.11


Bugün, daha önce yapamadığım, cesaret edemediğim kadar ileri gitmeyi, sınırlarımı zorlamayı denedim. Denedim ve elde ettiklerim; bulduğum saklı kalmış, gizi unutulan sırlar o kadar mükemmel, o kadar akıl almazdı ki! Ama aynı zamandaysa, bir o kadar da yıkıcı… Acı verici, yakıcı gerçeklikle süslü sırlarımız... Gerçeklerle bezeli yalanların soğukluğunu tüm benliğim, tüm varlığımla son kırıntılarına kadar hissedebilme zayıflığını gösterdim. Ah ne de büyük bir yanılgı içerisindeyim. Kaçınılmaz olan, bilinmezliğin karanlığının soğuk nefesini ensemde hissederken yanmaktan kendi aciz bedenimi kurtaramıyorum. Bir mucize; beklentim, dileğim ve bir inancım daha son bir kere daha boşa çıktı. Umut ettiklerimden, somut olarak ellerimde tuttuklarımdan bir diğeri daha karanlığa doğru yavaşça süzülüyor işte. Kaybediyorum... Yaşamı, savaşımı sonunda kaybediyorum. Halen bir cevap, bir ses, bir imge bulamıyorum. Yok olmak o kadar da zor değil aslında. Bütün bunların farkında olmam sadece ama sadece korkunun soğukluğunu bahşediyor bana. Yine de umut, güzel haberler duyma dileğim sürüp gidiyor zihnimin kuytuluklarında. İsteklerimin, başkaları için, sevdiklerim için umut ettiklerimden bir takımını, belki de çok daha azını gerçek kılıyor olabilirim? Yakarmam, sızlanmam işe yarıyor olabilir mi? Ah keşke öyle olsa, keşke kale alınıyor, dinleniyor olsam. İsterdim, umut ederdim bunu. Ama biliyorum ki fazla zamanım kalmış olamaz. Olamaz, hissediyorum ve ürperiyorum yine. Yeterli değil... Zamanım asla yeterli olmadı ki!

Share this:

YAZAR HAKKINDA

Ceyron Louis

2010-14 yılları arasında Mersin Üniversitesi Gazetecilik Bölümü'nde okudu. Bölümününden birincilik, fakültesinden ise ikincilik derecesi ile mezun oldu. Akademik çalışmalar, yazarlık, fotoğrafçılık ve grafikerliğe dair ürettiği ürünler ile eleştirel akla katkılarını sunmaya devam etmektedir.

    Blogger Comment
    Facebook Comment

0 yorum :

Yorum Gönder