flickr

22.09.11

 
Yükümlülüklerimiz. Yapmak zorunda olduklarımız; adeta yükümlülüğü altında boyunduruğa hapsedilmiş olan zavallı bedenlerimiz için ağlayacağım. Asla zincirlerimizi kopararak, zihinlerimizi, ruhlarımızı özgür bırakamıyoruz, başaramıyoruz bir türlü. Asla olmaz demiyorum. Çünkü ben de büyük bir aptalın umutlarını, rüyalarını paylaşıyorum. Her gün, her an, her saniye bütün zayıflıklarımla, bütün düzen saçmalıklarımla yaşamayı kabullenebiliyorum. Değişmek o kadar da akıl almaz olmamalı. Evet ne kadar da basit, ne kadar da kolay geliyor kulağa. Değişmek, her şeyi geride bırakarak tam bir özgürlüğe kaçabilmek! Ama ne yazık ki düşündüğümüz kadar özgür değiliz... Biliyorum, belki aptalca, belki zayıf bir iradenin, zayıf bir bedenin zorunluluklarınadır bu bağlılığım, karamsarlığım. Ama yine de umut ediyor, arzuluyorum bunu. Hem de bütün kalbimle! Sınırlarımın kalkacağı, bedenimin kavrulmayacağı günleri, karanlıkla süslenmiş, mükemmelliklerin hüküm sürdüğü, yarınları arzuluyorum. Evet umuyorum. Ve çünkü, ve ne yazık ki tek şansım yalnızca umut etmekten ibaret. Varlığımdan üstün, benliğimden daha müthiş, yıkılamaz, yenilemez bir varlığın hayallerini kuruyorum. Ama heyhat. Nereden bilebilirdim ki bütün umutlarım boşluklara, bütün hayallerim karanlık yarınlara hapsolmak zorunda. Ama elbette nereden bilebilirdim ki beni bu beden içerisinde; zayıflıklar, yıkımlarla sarmalanmış bulduğum yalnızlık kaleme hapseden o üstün, umut ve hayallerin, yakarışların asıl adresi olanın, birebir kendi yaratımım olduğunu, nasıl bilebilirdim? Kıyametim, karanlığım oldukça yakın. Her adımını, her nefesinin soğuk temasını ensemde, ellerimde, kalbimde hissedebiliyorum. Bir aptalın son çırpınışları gibi, umuda tutunuyor, beni özgür kılmasını diliyorum ondan. Ama yine de umut, insan olmanın zorunluluğu. Belki de en büyüğü? Hayal et asla durma derler. Hayal kurmaktan, rüyalarına inanmaktan asla vaz geçme derler! Kapa gözlerini sonsuz karanlıklara. Süsle sonsuzlukların çukurlarını milyonlarca yıldızlarla birlikte dans ederek kutla! Evet hayal etmeli, belkisini de söyleyebilmeli. Kim bilir, belki de umutların boşlukları da bir gün dolacaktır. Neden olmasın?

Share this:

YAZAR HAKKINDA

Ceyron Louis

2010-14 yılları arasında Mersin Üniversitesi Gazetecilik Bölümü'nde okudu. Bölümününden birincilik, fakültesinden ise ikincilik derecesi ile mezun oldu. Akademik çalışmalar, yazarlık, fotoğrafçılık ve grafikerliğe dair ürettiği ürünler ile eleştirel akla katkılarını sunmaya devam etmektedir.

    Blogger Comment
    Facebook Comment

0 yorum :

Yorum Gönder