flickr

26.07.15


Hayata bir bakın. Hiç bir şey olması gerektiği gibi değil. Yaşamlar, kazandıklarımızla ilgili değil. Elde ettiklerimiz, gelecekte başarabileceklerimizle alakalı hiç değil! Savaşlar, kaybedilebilir. Hayatlar, kontrolden çıkabilir. İlişkiler, yolunda gitmeyebilir. Fakat her şey ama her şey, yalnızca kaybedildikçe önem kazanıyorsa eğer, neden kazanmaya çabalamak zorundayız ki? Önemli olan, kaç savaşı kazandığın değil. Asıl önemli olan kaç savaşta yenildiğinle alakalı ise, neden mücadele ediyorsun ki söyle bana! Hayatını her yıl yaşadığın için kutlayabilir misin? Hayır, doğduğun günü, öleceğin ana denk getirene kadar, ölümden kaçabildiğin için kutlamayı seçersin. Hayatlar, kontrolden çıkabilir; ama çıkmadıkça da çıkması için elinden geleni sen de yapabilirsin ve yaparsın da! Nasıl yapmayasın ki? Önemli olan, kazanımlarını, mutluluklarını haklı çıkaracak bir anomali, bozukluk, sorun olmadıkça eğer, geriye ne anlamı kalır ki? Sevmek de ayrı bir mesele. Seversin, sonsuzlukla bir bütün olmak için çok ama çok fazla seversin ya, ama kaybedişler olmadıkça, kırgınlıklar, dargınlıklar, ayrılıklar olmadıktan sonra, ne anlayabilirsin ki? Sevginden, medet ummak için dahi, öfkeyi, nefreti, huzursuzluğu hayatına çağırmaktan kaçınamadıkça sen, sevdiğini anlayamazsın ki! Neyimiz var bizim? Neden bu kadar tezat bir yaşamda mahkumuz? Yalnızca tek bir düzen olamaz mıydı? Yalnızca iyi, sadece güzel, tek bir doğru etrafında dönen gezegenler olamaz mıydık hayatlarımızda? 

Share this:

YAZAR HAKKINDA

Ceyron Louis

2010-14 yılları arasında Mersin Üniversitesi Gazetecilik Bölümü'nde okudu. Bölümününden birincilik, fakültesinden ise ikincilik derecesi ile mezun oldu. Akademik çalışmalar, yazarlık, fotoğrafçılık ve grafikerliğe dair ürettiği ürünler ile eleştirel akla katkılarını sunmaya devam etmektedir.

    Blogger Comment
    Facebook Comment

0 yorum :

Yorum Gönder